Metodolojik not

Disiplinler arasında, çerçeveleri birbirine karıştırmadan çeviri yapmak

Bir UFO’nun Dünya’ya gelip “İnsan nedir?” diye sorduğunu düşünelim.

Sırasıyla bir KBB uzmanını, bir nöroloğu, bir diş hekimini, bir psikiyatristi, bir filozofu, bir rahibi, bir imamı ve daha başka kişileri dinler. Hepsi aynı insandan söz ediyor olabilir. Yine de tam olarak aynı şeye bakmazlar.

Biri tıbbi bir araçla gözlem yapar. Bir diğeri anlatılar, belirtiler, kavramlar, metinler, ritüeller ya da farklı kanıt ölçütleriyle çalışır. Her biri, kendi ölçeğine, söz dağarcığına, yöntemine ve işlevine göre alanın farklı bir bölümünü inceler.

Fazla hızlı karar vermemek

Zorluk, hangi betimlemenin öncelik taşıması gerektiğine keyfi biçimde karar vermek değildir. Her şeyi tek bir büyük açıklamada birleştirmek de değildir.

Soru daha kesin hâle gelir: Her biri tam olarak neyi, hangi araçla, hangi ölçekte, hangi işlev için gözlemler ve betimlemesi nereye kadar sonuç çıkarmasına izin verir?

Soruları çevirmek

Disiplinler arasında çeviri yalnızca yanıtları çevirmekten ibaret değildir. Soruları da çevirmek gerekir. Aynı cümle, çözmeye çalıştığı soruna, kabul ettiği kanıt türüne ve kendi alanında yerine getirdiği işleve göre anlam değiştirebilir.

Bu yüzden birkaç betimlemeyi eklemek yetmez. Betimlemeleri eklemek, onları eklemlemekle aynı şey değildir. Eklemleme, her betimlemenin görmemize izin verdiği şeyi korumayı; ama aynı zamanda sonuçlandırmaya izin vermediği şeyi de korumayı gerektirir.

Ölçek farklarını korumak

Bir olgu birkaç ölçekte betimlenebilir: biyolojik, psikolojik, toplumsal, sembolik, teknik, tarihsel ya da manevi. Bu ölçekler kesişebilir; ama bazen aynı insandan, aynı jestten ya da aynı olaydan söz ettikleri için özdeş hâle gelmezler.

Yararlı bir çeviri, taşıdığı şeyin statüsünü korur. Klinik bir gözlem felsefi kanıta dönüşmez. Manevi bir imge biyolojik ölçüme dönüşmez. İşlevsel bir karşılaştırma bilimsel geçerliliğe dönüşmez.

Disiplinler arası yanıltıcı benzerlikler

Bazı sözcükler alanları birbirine yaklaştırıyor gibi görünürken onları yerinden kaydırır. Aynı terim teknik bir işlemi, yaşanmış bir deneyimi, ahlaki bir kategoriyi, bilimsel bir hipotezi ya da bir metaforu gösterebilir. Bunlar disiplinler arasında yanıltıcı benzerliklerdir.

Laboratuvar bunları reddetmez. Onları yavaşlatır. Sözcüğün kaynak alanında ne yaptığını, taşındığında ne kaybettiğini ve fazla hızlı çevrildiğinde neye inandırabileceğini sorar.

Eski metinler ve bilim

Eski metinler, daha iyi sorular formüle etmeye yardımcı olan dikkat biçimlerini, ayrımları ve düşünce deneylerini koruyabilir. Eski olmaları onları otomatik olarak doğru yapmaz. Ancak gerçekliği bölmenin başka yollarına erişim sağlayabilirler.

Bilim burada bir direnç ve sınama işlevi görür. Ölçülen şeyi, çıkarımsanan şeyi, tekrarlanabilir olanı, varsayımsal kalanı ve kendi çerçevesine ait olmayanı ayırt etmeye zorlar. Araştırmayı fazla çekici analojilerden korur.

İki tür kayma

İlk kayma her şeyi birleştirmekten oluşur: iki alan birbirine yanıt veriyor gibi göründüğü için aynı olgudan ya da aynı mekanizmadan söz ettikleri varsayılır.

İkinci kayma her türlü karşılaştırmayı yasaklamaktan oluşur: alanlar farklı olduğu için, daha iyi sorular sormaya yardım edebilecek işlev analojilerini gözlemlemekten vazgeçilir.

Çeviri çalışması daha ihtiyatlı bir yol arar: birleştirmeden karşılaştırmak, yalıtmadan ayırt etmek, yoksullaştırmadan sınamak.

Çevirmenin rolü

Çevirmen sınırlar kadar köprüleri de korur. Amaç bir disiplini başka bir disipline katmak değildir. Çevirmen neyin dolaşabileceğini, neyin kaynak çerçevesine bağlı kalması gerektiğini ve taşındığında neyin statü değiştirdiğini kontrol eder.

Aksoydan Laboratuvarı’nda bu işlev, kesinliği yapay biçimde artırmadan ayırt etme kapasitemizi artırmaya yarar. Daha hızlı sonuçlandırmaya değil, daha fazla fark görmeye yardım eder.

🍅 Not ederiz. Gözlemleriz. Çeviririz.